İslamda görgü kuralları

Her hayrın başı Besmeledir !


Her hayırlı işe Bismillahirrahmanirrahim ile başlanır. Sonunda da Elhamdülillah denir.
Sevgili Peygamberimiz: "Bir işe besmele ile başlanılmaz sonunda da Elhamdülillah denmezse o işte hayır olmaz"buyurmuştur. Çünkü besmele çekerek kul ile Allah arasındaki gerçek alaka kurulmuş olur. Nerelerde besmele çekilir veya çekilmez bir kaç misal verelim:


» Yemek yemeğe, abdest almaya ve hayırlı işe başlarken besmele çekmek sünnettir.
» Tuvalete girerken besmele çekmek mekruhtur.
» Haram olan birşeyi yapmaya başlarken besmele çekmek haramdır. Biz müslümanlar haramlardan kaçınacağız.
» Kat'i olarak haram olan bir şeyi işlerken besmele çeken kafir olur.
» Kapıları açıp kapatırken, mutfaktaki yemek kaplarının kapaklarını açarken, yemek yaparken, ocak yakarken, mutfağa girerken besmele çekmek sünnettir.
» Süt, su, çay, ilaç içmeye başlarken besmele çekilir.
» Sakalı tamamen keserken besmele çekmek caiz değildir.


SELAM VERME ADABI:


Müslümanlar birbirleri ile karşılaşınca selamlaşır ve tokalaşır. Selam vermek sünnet, verilen selamı almak farzdır.


» islam'ın emrettiği selamı unutma.
» Tanıdığın veya tanımadığın Müslümanlarla karşılaştığın zaman selam vermeyi ihmal etme (Esselamü Aleyküm).
» Selam verme şekli şöyle:
a) Binek üzerinde olan yürüyene,
b) Yürüyen oturana,
c) Az kişiler çok kişilere,
d) Küçükler büyüklere selam verirler.
» Verilen selama onun misliyle veya ondan daha güzel bir şekilde cevap ver.
» Konuşmadan önce selam ver. Peygamberimiz bir Hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:


"Kim selamdan önce konuşmaya başlarsa ona cevap vermeyin"


KONUŞMA ADABI


Şahsımıza karşı vazifelerimizden biri de dilimizi terbiye ve islah etmektir. insan iyi ve kötü bir çok şeyi dilinden bulur. Birçok insan dili sebebiyle en büyük musibetlere uğramışlardır. insanları cehenneme sürükleyip götüren de dilleridir.


» Söylediği sözün nereye varacağını, düşünmek.
» Dünya ve ahiret için faydası olmayan sözleri söylememek.
» Sözleriyle kimsenin gönlünü kırmamak.
» Musibet ve felaket getireceğinden korktuğu şeyi söylememek.
» Konuşurken başkasının sözünü kesmemek.
» Bir insanı över veya yererken aşırı gitmemek.
» Büyüklerin yanında yüksek sesle konuşmamak.
» Boşboğazlık, gevezelik etmemek.
» Söylerken ağzını eğip büzmemek, avurt çatlatmamak, ustalık, bilgiçlik satmamak.
» Konuşurken karşısındakini hiçe sayarak ukalalık yapmamak, onun sözlerinde ayıp ve kusur aramamak.
» Dilini la'nete, küfüre ve kaba konuşmaya alıştırmamak.
» Kendisine verilmiş bir sırrı başkasına söylememek. .
» Yalan yere bir söz vermemek, yapamayacağı bir şeyi söylememek.
» Yalan söylemekten, yeminden, gıybet etmekten, koğuculuktan sakınmak.
» Başkalarıyla alay etmemek, kimseye kötü bir ad takmamak.


GÜZEL SÖZLER ADABI


Söz söylerken güzel söylemek, kabalık yapmamak, karşısındakilerin halini gözetmek, dokunacak sözlerden ve tasavvurlardan sakınmak Müslüman'ın vazifesidir. Kur'an-ı Kerim yedi çeşit insanın peşinden gitmeyi ve onları dinlemeyi yasak etmiştir.


» Doğruya ve yalana çok yemin eden.
» Fikir ve düşüncesi düşük olan.
» Şuna buna söven, la'net eden, daima kusur ve ayıp araştıran.
» Bir yerde konuşulan şeyleri başkalarına taşıyan.
» Cimri ve son derece sıkı olan ve insanları iyilikten çeviren.
» Hakkı tanımayan ve mütecaviz olan.
» Günaha dadanan, şerefsiz ve soysuz olan.


EVE GiRiŞ ÇIKIŞ ADABI


» Kapının sağında veya solunda durmak.
» Kapıya 3 defa vurmak, izin verilir ise, içeriye girmek, izin verilmez ise geri dönmek.
» Eve girince ve çıkarken "Esselamü Aleyküm" diyerek selam vermek.
» Evden çıkınca "Bismillahi tevekkeltü al-Allah la havle vela guvvete illabillah" demek.


YEMEK YEME ADABI


» Sofra hazırlanırken yardımcı olmak.
» Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak.
» Büyükleri sofraya oturmadan sofraya oturmamak.
» Besmele çekip, Allah'a vermiş olduğu nimetler için şükür etmek.
» Yemeğe önce yaşça veya mevkice büyük olan kişinin başlaması uygundur
» Sağ eliyle yemek.
» Lokmayı ağza göre almak ve iyice çiğnedikten sonra yutmak.
» Lokmayı yutmadıkça ikinci lokmaya el uzatmamak.
» Önündeki yemeği soğutmak için, yemeğin içine üflememek.
» Başkalarını tiksindirecek, iğrendirecek harekette bulunmamak ve söylememek.
» Ağızda yemek varken konuşmamak, gülmemek.
» Başkasının lokmasına ve yediğine bakmamak.
» Elini yemek kabına silkmemek ve lokmayı ağzına götürürken başını tabağa doğru uzatmamak.
» Yemek seçmemeye özen göstermek.
» Yemeği aynı kaptan yeyip, tabağın ortasından değil, kendi önünden yemek.
» Lokmasını ve aldığı yemeği bitirmek.
» Tabaklarda artık, sofrada kırıntı bırakmamak.
» Toplu yemek yenirken herkes yeyip bitirmedikçe sofradan kalkmamak.
» Yemek bitince "Elhamdülillah" demek.
» Yemeği yapana teşekkür etmek.
» Sofra kaldırırken yardımcı olmak.
» Yemek sonrası elleri yıkamak, dişleri fırçalamak.
» Sokaklarda yemek yememek ve içmemek.
» Gezinerek yemek yememek.
» Helalinden, temiz yemek ve Allah'a şükretmek.
» Acıkmadan yemek yememek.


Bir hadis-i şerifte:
"Sizden biriniz yiyeceği zaman sağ eli ile yesin, içeceği zaman da sağ eli ile içsin. Zira şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer." buyurulmuştur.


SUYU iÇME ADABI


» Besmele çekmek.
» Suyu bardaktan (veya tasdan) içmek.
» Suyu oturarak içmek. 4. Bardağı sağ el ile ağıza götürmek.
» Bardağın içine nefes vermemek.
» Suyu üç yudumda içmek sonunda Elhamdülillah demek; su içmenin adaplarındandır.


Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
"Suyu çocuğun memeyi emmesi gibi için. Depodan doldurur gibi içmeyin. Ondan ciğer hastalıkları zuhur eder."


TUVALET ADABI


» Tuvalete girmeden önce Eüzü Besmele çekmek.
» Sol ayak ile girmek.
» ihtiyacı ayakta değil, oturarak gidermek.
» Tuvalette konuşmamak, bir şeyler yememek, oyalanmamak.
» Tuvaletten çıkmadan temizlik kontrolü yapmak (elleri yıkamak).
» Sağ ayak ile çıkmak.
» Çıkınca "Gufraneke" demek, adaptandır.


YATMA ADABI


» Yatmadan önce elleri yıkamak.
» Dişleri fırçalamak.
» Kıyafetlerle değil, pijamalarla yatmaya özen göstermek.
» Giysilere sağdan giymeye başlamak.
» Besmele çekip sağ tarafa doğru dönüp yatmak.
» Yatmadan önce dua etmek, adaptandır.


GÖZ KULAK GiBi AZALARIN TERBiYESi


Müslüman'a başkalarının kanı, ırzı, namusu, malı haramdır. Kendisinin olmayan herhangi bir şeye kötü gözle bakmamak, kendi canı, namusu, malı nasıl mukaddes ise, başkalarınınkini de aynı şekilde kabul etmeli, kendini tamamen haramdan ve kendisine ait olmayan her şeyden çekmek islam'ın emridir.


TOPLANTILARDA ADAB


Kur'an-ı Kerim ve Hazret-i Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir mecliste nasıl davranılacağını bildirmiştir.


» Bir toplantıya herkesi iğrendirecek elbise ile, fena kokularla gitmemek,
» Mecliste daima güler yüzlü olup, ekşi suratlı ve geveze olmamak,
» ileri geçip oturmamak, hakkı olmadıkça ileriye geçmemek,
» Kendisinden yaşça ve bilgice yüksek olanlara hürmet etmek,
» Anası, babası veya hocasına daha çok hürmetli olmak,
» Oturanlara sıkıntı verecek hallerden sakınmak,
» iki kişi arasına oturmak lazım gelirse, onların iznini istemek,
» Sonradan gelene yer göstermek,
» Kendisinden büyük olanların yanında ayak ayak üstüne koymamak,
» Ev sahibinin, misafiri uğurlaması,
» Kalabalık içinde iki kişi arasında gizli konuşulmaması,
» Esnememek, mecbur olursa eli ile ağzını kapamak,
» Öksürme veya geğirme ile çevreyi rahatsız etmemek, tiksindirmemek,
» Meclis ve toplantılarda edebe riayet etmek.


KOMŞULARIMIZA KARŞI VAZiFELERiMiZ


Aile ve akrabamızdan sonra bize en yakın olan komşularımızdır.


Komşularımıza olan vazifelerimizin başlıcaları şunlardır:


» Komşulara el ve dil ile eziyet etmekten kaçınmalıdır. Evde gürültü yapmak, dökülen çöplerle komşuları zor durumda bırakmak, vb. Müslümanlıkla bağdaşmaz. "Peygamberimiz: "Allah'a ve ahiret gününe iman eden komşusuna eziyet etmesin buyurmuştur. (Sahihi Buhari)


» Komşusunu çaresizlik içinde gören kimse, onun yardımına koşmalıdır. Cenabı Hak bir ayeti kerimede komşuya iyilik edilmesini tavsiye etmektedir. (Nisa Suresi: 36)


» Komşunun evini, kendisinin bulunmadığı zamanlarda korumak,


» Komşuları zaman zaman ziyaret etmek, hastalandıklarında kendileriyle yakından ilgilenmek,


Komşu hakkının önemini Peygamber Efendimiz şu hadisi şeriflerinden daha iyi anlamaktayız: "Cebrail, bana durmadan komşuya iyilik yapmayı tavsiye etti. Bu sıkı tavsiyeden, komşuyu komşuya mirasçı yapacağını zannettim. (Sahihi Buhari)


Komşumuz Müslüman olmasa bile onlarla iyi geçinmek (örnek olmak), eziyet etmekten sakınmak, iyi davranışlar içinde bulunmalıyız.


MiSAFiRLERE KARŞI VAZiFELERiMiZ


Misafirleri güzel bir şekilde ağırlamak, Müslümanlığın emirlerindendir. Peygamber Efendimiz, kendisini ziyarete gelenlere elinde bulunan yiyeceklerden bol bol yedirir, hatta ev halkıyla birlikte geceyi aç olarak geçirdiği zamanlar da olurdu. Bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurulmakta: "Allah'a ve Kıyamet gününe iman eden kimse, misafirine ikram etsin (Sahihi Buhari)


Atalarımız kahramanlığı ve dürüstlüğü yanında, misafirperverliği de, sahip olduğu eşsiz üstünlüklerindendir. Bugün yurdumuzun birçok Köylerinde, misafirler için ayrılmış özel yerler vardır.


Misafirlerimize karşı olan vazifelerimizden başlıcalar şunlardır:


» Misafirleri güler yüz ve tatlı dille karşılamak,
» Yediğimiz içtiğimiz şeylerin en iyisini onlara sunmak,
» Misafirlerin üzerine fazla düşüp onları sıkmamak,
» Misafirlerin yanında çocukları ve hizmetçileri azarlamamak,
» Topluluklarda dikkat ettiğimiz önemli noktalara, misafirlerin yanında da dikkat etmek.


ZiYARETLERiN ADABI


Müslümanların birbirlerini ziyaret etmeleri, aradaki sevgi, saygı ve dayanışmayı kuvvetlendirir. Zaman zaman akraba, yaşlı ve hasta kimseler ziyaret edilmek suretiyle gönülleri alınmalıdır. Ancak ziyaretlerin, usulüne uygun olarak yapılması gerekir.


Ziyaretlerle ilgili edepleri şöyle sıralayabiliriz:


» Ziyaretlerin vakti iyi seçilmelidir. Uyku, yemek ve iş zamanlarında ziyarete gidilmemelidir.
» Ziyaretlere giderken, temiz ve düzgün elbiseler giyilmelidir.
» Ziyaret edilen evin kapısı çalınmalı, ev sahibi izin verdikten sonra içeri girilmelidir.
» Ziyaret sırasında güler yüz gösterilmelidir.
» Ziyaretine gidilen evde bulunanların, sevinçleri ve kederleri paylaşılmalıdır.
» Ev sahibinin işi varsa, ziyareti uzatmadan müsaade isteyerek ayrılmalıdır.
» Ziyaret edilen kimsenin yaş, akrabalık veya hastalık gibi durumları göz önünde bulundurularak, konuşma şeklinde dikkat edilmelidir.
» Özellikle yaşlılar ile hastalar, sık sık ziyaret edilmelerini beklerler.
Bu bakımdan bu kimselerin ziyaretleri diğerlerine göre daha fazla yapılmalıdır.


ÇOCUKLARIMIZA NEZAKETi VE GÖRGÜYÜ ÖĞRETMEK :


"lütfen", "teşekkür ederim", "efendim, buyurun", "çok iyi görünüyorsunuz"O kadar titizlik göstermenize rağmen, oğlunuz hala yemek yerken kaşığı düzgün tutmuyor, ağzını şapırdatıyor, teşekkür etmeyi unutuyor, telefonu açtığında kaba bir sesle "alo" demekle yetiniyor....


Yukarıda saydığımız tutumların gelişmesinde yaptığımız en belirgin hata meseleyi olumsuz yönden ele almaktır. Olaylara bakış açımızı olumsuzdan olumluya çevirmek üç türlü fayda getirir:


» Çocuğun, bizim isteklerimize karşı meydana gelebilecek muhtemel direnci zayıflar ya da tamamen ortadan kalkar.


» Samimiyetle öğretmek istediğimiz davranışları ve kuralları daha kolay ve zevkle öğrenir.


» Zamanla olumlu tavır, "hayata olumlu bakış" tercihi olarak kalıcı bir özellik olarak yerleşir ki hayat boyu ihtiyaç duyulacak bir özelliktir.


Çocukları yaptıkları hatalardan dolayı uyarmak gerekiyorsa bunu geciktirmemek de fayda vardır. Ancak, anne-babalar bekleyip, sabırları kalmadığında da "geçen gün de kardeşine vurmuştun... Selma teyzenlere gittiğimizde de yemekte sorun çıkarmıştın.." gibi suçlayıcı tavırlarla çocuklarını herkesin veya arkadaşlarının gözü önünde uyarmaya, hatalarını düzeltmeye çalışırlar. Geçmişte yaşananlar geçmişte kalmalı, bunlar ikide birde çocuğun yüzüne vurulmamalıdır. Bu tavırlar çocukta kesinlikle saygı uyandırmaz.


Bunun yerine kötü bir olayın olmasını beklemek yerine, baş başa ve sakinken görgü kurallarını öğretmeye çalışın. Yapması gerekenleri ailenizin sevecen ve affedici ortamında öğretin.


Kazanılması gereken davranışlar konusunda çocuğun ilk modeli ailedir. Öncelikle siz kibarlık konusunda örnek olun. Kendilerine kibar davranılan çocuklar, nezaket kurallarını öğrenmede daha başarılı olurlar.


Diğer insanlara nasıl teşekkür ediyorsanız, çocuğunuza da öyle teşekkür edin; diğer insanlarla konuşurken ses tonunuza nasıl dikkat ediyorsanız, çocuğunuzla konuşurken de aynı özeni gösterin; çevrenizdeki insanlara yaptıkları hatalardan dolayı nasıl hakaret etmiyorsanız, çocuğunuza da hakaret etmeyin; arkadaşlarınızın kalbini kırmamak konusunda gösterdiğiniz hassasiyeti çocuğunuzun kalbini kırmamak konusunda da gösterin.. Hasılı çocuk eğitimin en temel, altın kuralını uygulayın, onlara "ASiL iNSAN MUAMELESi" yapın.


Aile için yemeklerde de sofra düzenine ve görgü kurallarına riayet edin. Bunu ihmal ederseniz öğrettiğiniz kurallar çok çabuk unutulacaktır. Eğer biz kuralları unutacak olursak çocuğumuzdan bize hatırlatmasını isteyelim. Yanlışımızı düzelttiğinde de teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Uyulması gereken toplumsal nezaket kurallarını öğretirseniz, "yemek yerken uyulması gereken kurallar", "insanlarla karşılaştığımız zaman uyulması gereken kurallar" gibi, çocuklar bunları nerede ve nasıl kullanacaklarını bilirler.


Çocuklar öğrettiklerinizi uygulamaya geçirdiklerinde onları hemen övün. Övgüyle çok daha kolay öğrenirler. "Telefonu açtığında -Efendim,buyurun- demen çok güzel bir davranıştı", "Kaşığını ne kadar kibar tutuyorsun, ben de öyle yapacağım" gibi övgüler yalnızca beklentinizi açıklamakla kalmaz, bu davranışını sürdürmesi için onu cesaretlendirir. Önemli olan övgüyü çocuk üzerine değil davranış üzerine yapmaktır "Ne kadar kibarsın" demek yerine "Ahmet amcanla ne kadar kibarca konuştun" demek gerekir.


Hata yaptığında, kibarlık alıştırması yapın. Yemeğini eliyle yediğini yada çorba kasesini tepesine dikerek içtiği zaman "Yemeğini kaşık ve çatalınla yemeyi unuttuğuna çok üzüldüm. Hadi şimdi seninle kaşığı ağzımıza götürme alıştırması yapalım ve bunu yaparken "kaşıkla yemeği seviyorum" diyelim". Bundan öyle rahatsız olacaktır ki aynı hatayı bir daha yapmayacaktırJ


Hataları düzeltmek için zaman ayırın, provalar yapın. Telefon görüşmelerinde nasıl davranacağı, neler söyleyeceği ile ilgili denemeler yapın. Hatta söyleyeceklerini bir kağıda yazıp telefonun yanına yapıştırabilirsiniz. Eve gelen konuklarınızı nasıl karşılaması gerektiğini, büyükleriyle nasıl konuşacağı, arkadaşlarına nasıl davranacağı gibi konularda uygulamalar yapın. Örneğin kendi evinizi arayarak bu becerileri öğrenip öğrenmediğini test edin. Siz misafir o ev sahibi olsun ve sizi gerektiği gibi ağırlasın. Ve bunları uyguladığında da onu "doğru övgü" ile ödüllendirin.


Kaba ve hatalı davranışları yüzünden kızmayın ve bu kızgınlıkla hatalarını başkalarının önünde ASLA söylemeyin, düzeltmeye çalışmayın. Bu şekilde kibar davranışları edinmesini sağlayamazsınız, tam aksi davranışları sergilemesini sağlar, sizden doğru davranışları öğrenmesini de kesinlikle ve kendi elinizle engellersiniz.


Çocuğunuzu bir başkasıyla kıyaslamayın. "Niçin arkadaşın Selim gibi değilsin?" demek arkadaşını kıskanmasına ve kötü duygular beslenmesine yol açtığı gibi, doğru davranışları da öğrenmesini engeller.


Çocuklarınızın hataları ve davranışları hakkında söylenmeyin. Bunun yerine kibarca kuralları hatırlatın. iyi niyetinizi onu kırarak veya kızdırarak gösteremezsiniz

Yorum Yaz